İçeriğe geç
Randevu Al

Uzmanlık alanı

Çocuklarda kaygı ve okul reddi

Sabahları karın ağrısı, okul kapısında ağlama ya da yalnız kalamama; çocuklarda kaygının nasıl göründüğü ve okul reddinin nasıl ele alındığı.

4 dakikalık okumaGüncelleme Ekim 2026Ankara

Bir yetişkinin elini tutarak yürüyen küçük bir çocuk, üstten görünüm

Pazar akşamları başlayan huzursuzluk, pazartesi sabahı mide bulantısı ve okul kapısında bırakılmamak için sarılan küçük eller. Okula gitmek istememek pek çok ailenin bir dönem yaşadığı bir sorundur; ancak bu durum haftalarca sürüyor, çocuğun derslerini ve arkadaşlıklarını etkiliyorsa arkasında çoğu zaman bir kaygı tablosu vardır. Kaygı, çocuklarda en yaygın ruhsal zorlanmalardandır ve yerinde bir yaklaşımla çoğunlukla yüz güldürür.

Kaygı çocuklarda nasıl görünür?

Yetişkinler kaygılarını çoğunlukla sözle anlatabilir: "Gerginim", "içim sıkışıyor", "kötü bir şey olacak gibi." Çocuklar ise bu duyguyu genellikle bedenleriyle ve davranışlarıyla ifade eder. Bu nedenle kaygılı bir çocuk ilk bakışta inatçı, huysuz ya da hasta görünebilir.

  • Hafta içi sabahları belirginleşen mide ağrısı, baş ağrısı ya da kusacakmış gibi olma
  • Uykuya dalmakta güçlük, ebeveyn yanında uyumak isteme, kâbuslar
  • Yeni ortamlarda donup kalma, konuşamama
  • Sürekli "ya olursa" diye başlayan sorular, tekrar tekrar güvence isteme
  • Kaygı uyandıran durumda ağlama, öfke nöbeti ya da kaçma
  • Hata yapmaktan aşırı korkma, ödevi defalarca baştan yazma

Sık görülen kaygı türleri

Ayrılık kaygısı

Anaokulu ve birinci sınıf yıllarında sık rastlanır. Çocuğun aklına, anne babası gözden kaybolunca onlara bir şey olacağı ya da kendisinin bulunamayacağı düşüncesi takılır. Belli bir yaşa kadar ayrılırken kısa süreli huzursuzluk olağandır; ancak bu korku yaşıtlarına göre belirgin biçimde yoğunsa ve haftalardır sürüyorsa değerlendirme gerekir.

Yaygın kaygı

Okul başarısı, ailenin sağlığı, deprem ya da geleceğe dair pek çok konuda sürekli endişe duyan çocuklarda görülür. Bu çocuklar genellikle sorumluluk sahibi, mükemmeliyetçi ve uyumlu olarak tanımlanır; bu yüzden zorlandıkları kolayca gözden kaçabilir.

Sosyal kaygı

Parmak kaldırmak, öne çıkıp okumak, tanımadığı biriyle konuşmak ya da kalabalığın önünde bir şey yapmak çocukta yoğun mahcubiyet ve korku uyandırır. Kimi çocuk evde bülbül gibi konuşurken okulda tek kelime çıkaramaz; buna seçici konuşmazlık adı verilir.

Özgül korkular

Köpekler, karanlık oda, aşı, kapalı asansör gibi tek bir şeye karşı duyulan ve ondan uzak durmaya yol açan güçlü korkulardır. Günlük hayatı kısıtlıyorsa tedavi edilmesi gerekir.

Okul reddi neden ortaya çıkar?

Okula gitmeyi reddetme bir tanı değil, farklı nedenlerin ortak sonucudur. Bazen ayrılık kaygısı, bazen sınıftaki bir zorbalık olayı, bazen öğrenme güçlüğünün yarattığı başarısızlık hissi, bazen de evde yaşanan bir değişiklik bu davranışın altında yatar. Değerlendirmede çocuğun okuldan neden kaçtığı ya da evde kalarak neyi kazandığı birlikte anlaşılmaya çalışılır. Tedavinin yönünü bu cevap belirler.

Değerlendirme ve tedavi

İlk görüşmede korkuların ilk ne zaman belirdiği, hangi anlarda tırmandığı, ailenin bu duruma nasıl tepki verdiği ve çocuğun gününün nasıl geçtiği konuşulur. Bedensel yakınmalar ön plandaysa daha önce yapılan tetkikler gözden geçirilir; gerekli görülürse pediatri değerlendirmesi istenir.

  1. Bilişsel davranışçı terapi: Çocuklardaki kaygıda yararı en sağlam kanıtlara dayanan yaklaşımdır. Çocuk, korktuğu durumla küçük adımlarla ve güvenli bir şekilde yüzleşmeyi, kaygı uyandıran düşünceleri fark etmeyi öğrenir.
  2. Ebeveyn rehberliği: Ailelerin çocuğu korumak isterken farkında olmadan kaçınmayı pekiştirmesi çok yaygındır. Ebeveynlere, çocuğun duygusunu kabul ederken onu cesaretlendirmenin yolları gösterilir.
  3. Okulla iş birliği: Rehberlik servisiyle birlikte kademeli dönüş planı, sabah karşılayan güvenilir bir yetişkin ve sınıf içinde küçük düzenlemeler planlanır.
  4. İlaç tedavisi: Kaygı şiddetliyse, günlük işlevselliği belirgin biçimde bozuyorsa ya da terapiye tek başına yanıt alınamıyorsa gündeme gelir; terapiyle birlikte kullanılması önerilir.

Evde kaygıyı büyütmeden destek olmak

  • Çocuğun korkusunu küçümsemeyin; ama her korkuya da onu o durumdan uzak tutarak cevap vermeyin.
  • Ayrılıkları kısa ve tutarlı tutun; vedalaşmayı uzatmak kaygıyı artırır.
  • Güvence sorularına her seferinde uzun açıklamalar yapmak yerine sakin ve kısa bir cevap verin.
  • Küçük cesaret adımlarını fark edin ve söze dökün.
  • Kendi kaygınızı nasıl yönettiğinizi çocuğunuza model olacak şekilde gösterin.

Kaygının aile içindeki yansımaları

Kaygılı bir çocuk, ailenin bütün düzenini farkında olmadan değiştirebilir. Akşam yemekleri çocuğun korkularına göre planlanır, misafirlikler iptal edilir, ebeveynlerden biri çocuk uyuyana kadar odada kalır. Bu uyumlar başlangıçta çocuğu rahatlatmak için yapılır; zamanla ise ailenin hayatını daraltır ve çocuğun kaygısıyla baş etmeyi öğrenmesini geciktirir. Tedavide bu uyumlar fark edilir ve çocuğun hazır olduğu ölçüde, küçük adımlarla geri alınır. Kardeşlerin de bu süreçten etkilendiği unutulmamalıdır; onların ihtiyaçlarına zaman ayırmak, evdeki gerginliği azaltır.

Kaygının ebeveynlerden çocuğa geçen bir yanı da vardır. Kendi kaygısını fark eden ve yönetmeyi öğrenen bir ebeveyn, çocuğuna en güçlü örneği sunar. Bu nedenle bazı ailelerde ebeveyn için de ayrıca destek önerilebilir.

Okul yaşamı boyunca kaygının yeniden alevlendiği dönemler olabilir. Kademe geçişleri, sınav haftaları, yeni bir sınıfa ya da okula başlama gibi zamanlarda belirtilerin kısa süreliğine artması beklenen bir durumdur. Bu dönemleri önceden konuşmak, çocuğun daha önce işe yarayan baş etme yollarını hatırlamasını kolaylaştırır. Gerekirse izlem görüşmeleri bu geçiş dönemlerinde sıklaştırılabilir.

Çocuğumun karın ağrısı gerçek mi, yoksa okula gitmemek için mi söylüyor?

Kaygıya bağlı karın ağrısı çocuk tarafından gerçekten hissedilir; uydurma değildir. Yine de bedensel bir neden olup olmadığı önce değerlendirilmelidir. Fiziksel bir sorun yoksa ağrıyı yok saymadan, okula gitmeyi sürdürerek kaygıyla baş etmeyi öğretmek hedeflenir.

Kaygı kendiliğinden geçer mi?

Hafif ve geçici korkular zamanla azalabilir. Ancak aylardır süren ve çocuğun hayatını kısıtlayan kaygı genellikle kendiliğinden geçmez; tedavi edilmeyen kaygı ergenlikte depresyon riskini de artırabilir.

Okula gitmeyen çocuk için rapor almak çözüm olur mu?

Kısa süreli dinlenme bazen gerekebilir, ancak uzun süre evde kalmak kaygıyı pekiştirir. Çoğu durumda hedef, okulla birlikte hazırlanan kademeli bir dönüş planıdır.

Gözlemlerinizi bizimle paylaşın

Kısa bir randevu talebi bırakın; çocuğunuzun yaşına ve konuya uygun görüşme süresi için size dönüş yapılsın.

Randevu talebi oluştur