Sabah ıslak çarşaflarla uyanmak, hem çocuk hem de aile için yorucu bir durumdur. Pek çok aile bu konuyu yakın çevresiyle bile konuşmaktan çekinir; çocuk ise arkadaşının evinde yatıya kalmaktan, kampa gitmekten ya da kardeşiyle aynı odada uyumaktan utanabilir. Oysa gece altını ıslatma, okul çağındaki çocuklarda oldukça yaygın görülen ve çoğu zaman tedaviye iyi yanıt veren bir durumdur. Tıpta bu duruma enürezis adı verilir.
Hangi yaşta "sorun" sayılır?
Mesane kontrolü her çocukta farklı hızda gelişir. Gündüz kuru kalma çoğu çocukta iki ila dört yaş arasında sağlanır; gece kuru kalma ise daha geç gelir. Beş yaşından önce gece zaman zaman altını ıslatmak gelişimin olağan bir parçası kabul edilir. Beş yaşından sonra haftada birkaç kez ve en az birkaç ay boyunca devam eden gece ıslatmaları enürezis olarak değerlendirilir.
İki ayrı tablo vardır:
- Birincil enürezis: Çocuk hiçbir zaman uzun süre gece kuru kalamamıştır. En sık görülen türdür.
- İkincil enürezis: Çocuk en az altı ay kuru kaldıktan sonra yeniden altını ıslatmaya başlamıştır. Bu durumda yeni bir stres kaynağı, idrar yolu enfeksiyonu ya da başka bir tıbbi neden araştırılır.
Neden olur?
Enürezis tek bir nedene bağlı değildir. Çoğu çocukta birkaç etken bir aradadır.
- Aile öyküsü: Anne ya da babası çocuklukta benzer bir dönem yaşamış çocuklarda çok daha sık görülür.
- Gece idrar üretimi: Bazı çocuklarda gece salgılanan ve idrar miktarını azaltan hormonun düzeyi yeterince yükselmez.
- Derin uyku: Mesane dolduğunda gelen uyarıya uyanarak yanıt vermekte zorlanma.
- Mesane kapasitesi: Mesanenin gece boyunca idrarı tutmaya yetecek kapasiteye henüz ulaşmamış olması.
- Kabızlık: Dolu bağırsak mesaneye baskı yaparak ıslatmayı artırabilir.
Enürezis tembellikten, inatlaşmadan ya da çocuğun "istememesinden" kaynaklanmaz. Çocuk uyurken ıslatır ve bunu bilinçli olarak kontrol edemez.
Çocuk psikiyatrisinin bu konudaki rolü
Enürezis değerlendirmesinde çocuk hekimi ve gerekirse çocuk ürolojisi ile çocuk psikiyatrisi birlikte rol alabilir. Psikiyatrik değerlendirme özellikle şu durumlarda önem kazanır:
- Islatma bir stres döneminin ardından yeniden başladıysa
- Çocukta kaygı, üzüntü, öfke patlamaları ya da içe kapanma eşlik ediyorsa
- Dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtileri de varsa; bu iki durum sık birlikte görülür
- Islatma nedeniyle çocuğun özgüveni, arkadaşlıkları ya da aile içi ilişkiler belirgin biçimde etkilendiyse
Tedavi seçenekleri
Davranışsal düzenlemeler
İlk basamak, günlük alışkanlıkların düzenlenmesidir. Gün içinde yeterli sıvı alınması, akşam saatlerinde sıvının ve özellikle şekerli, kafeinli içeceklerin azaltılması, yatmadan önce tuvalete gidilmesi ve kabızlık varsa tedavi edilmesi önerilir. Kuru geçen gecelerin basit bir takvimde işaretlenmesi çocuğun motivasyonunu destekler; ancak ıslak gecelerin cezalandırılmaması gerekir.
Alarm yöntemi
Nem algılayan bir sensör, çocuk ıslatmaya başladığında alarm vererek uyanmasını sağlar. Zamanla çocuk mesanesi dolduğunda alarm çalmadan uyanmayı öğrenir. Bu yöntem, uzun süreli başarısı en yüksek yöntemlerden biridir; ancak ailenin sabrını ve birkaç ay boyunca düzenli uygulamayı gerektirir.
İlaç tedavisi
Gece idrar üretimini azaltan ilaçlar, özellikle yatılı kamp ya da yolculuk gibi kısa süreli durumlarda veya alarm yönteminin uygun olmadığı ailelerde tercih edilebilir. Hangi yöntemin seçileceği çocuğun yaşına, ailenin koşullarına ve önceki denemelere göre birlikte belirlenir.
Ailelerin kaçınması gereken tutumlar
- Çocuğu ıslattığı için azarlamak, cezalandırmak ya da başkalarının yanında konuşmak
- Kardeşlerle ya da akranlarla karşılaştırmak
- Gece çocuğu sık sık uyandırarak tuvalete götürmek; bu yöntem çoğu zaman uzun vadeli fayda sağlamaz
- Bez kullanımını utandırıcı bir dille anlatmak
Çocuğun duygusal yükünü azaltmak
Islatma, çocuğun kendisi hakkında olumsuz düşünmesine neden olabilir. Bu durumun pek çok çocukta görüldüğünü, büyüdükçe genellikle geçtiğini ve kendisinin suçu olmadığını anlatmak çocuğu rahatlatır. Islak çarşafların değiştirilmesine yaşına uygun şekilde katılması, bunu bir ceza olarak değil, sorumluluk alma olarak yaşaması önemlidir.
Yatılı kamp ve misafirlik dönemleri
Okul çağındaki çocuklar için en zorlayıcı anlardan biri arkadaşının evinde yatıya kalma, okul gezisi ya da yaz kampı gibi durumlardır. Islatma korkusuyla bu etkinliklere katılmamak çocuğun sosyal hayatını daraltabilir. Bu tür dönemler için önceden plan yapmak mümkündür. Kısa süreli ilaç kullanımı, emici iç çamaşırı ya da güvendiği bir yetişkinin durumdan haberdar olması gibi seçenekler çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar.
Bu planı çocuğunuzla birlikte yapmak, onun da kontrol sahibi olduğunu hissetmesine yardım eder. Hangi yetişkinin bilgilendirileceğine, yedek kıyafetin nereye konacağına birlikte karar vermek kaygıyı azaltır. Böylece enürezis, çocuğun hayatından keyifli deneyimleri eksiltmeyen, yönetilebilir bir durum hâline gelir.
Tedavi sürecinde kuru gecelerin sayısı genellikle dalgalanarak artar. Birkaç kuru gecenin ardından yeniden ıslak bir gece yaşanması gerilemek anlamına gelmez. Bu dönemde çocuğun motivasyonunu korumak için küçük ilerlemeleri fark etmek, takvimdeki kuru günleri birlikte saymak ve çabasını takdir etmek önemlidir. Sabırla sürdürülen bir plan, çoğu çocukta zamanla kalıcı kuruluğa ulaşmayı sağlar.
Altını ıslatma kendiliğinden geçer mi?
Her yıl enürezisli çocukların bir bölümü kendiliğinden kuru kalmaya başlar. Ancak beklemek çocuğun özgüvenini olumsuz etkiliyorsa ya da çocuk yedi yaşını geçtiyse tedavi seçeneklerini konuşmak yerinde olur.
Altını ıslatma psikolojik bir sorunun işareti midir?
Birincil enürezisin çoğu psikolojik kökenli değildir. Ancak kuru kaldıktan sonra yeniden başlayan ıslatmalarda bir stres kaynağı ya da duygusal güçlük araştırılmalıdır.
Yatmadan önce hiç su vermemeli miyim?
Sıvıyı tamamen kısıtlamak yerine günün erken saatlerinde yeterli sıvı alınmasını sağlamak, akşam ise miktarı azaltmak önerilir. Çocuğun susuz kalması doğru bir yöntem değildir.



